By_[-İDLE-] Deperm, Depremin Oluş Nedenleri, Türleri, Depremle ilgili Sıkça Sorulan Sorular


Hoşgeldiniz, Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 17

AnasayfaKayıt OlGiriş yap


Sitemizden Yararlanmak İçin

Lütfen Üye Olun..


Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin

Deperm, Depremin Oluş Nedenleri, Türleri, Depremle ilgili Sıkça Sorulan Sorular

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Deperm, Depremin Oluş Nedenleri, Türleri, Depremle ilgili Sıkça Sorulan Sorular Salı Tem. 14, 2009 1:33 pm

DEPREM,
DEPEMİN OLUŞ NEDENLERİ,
DEPREMİN TÜRLERİ,
DEPREMLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR

Dünyanin olusumundan beri, sismik yönden aktif bulunan bölgelerde depremlerin ardisikli olarak olustugu ve sonucundan da milyonlarca insanin ve barinaklarin yok oldugu bilinmektedir. Bilindigi gibi yurdumuz dünyanin en etkin deprem kusaklarindan birinin üzerinde bulunmaktadir. Geçmiste yurdumuzda birçok yikici depremler oldugu gibi, gelecekte de sik sik olusacak depremlerle büyük can ve mal kaybina ugrayacagimiz bir gerçektir. Deprem Bölgeleri Haritasi'na göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde oldugu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altinda yasadigi ve ayrica büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarimizin %93'ünün deprem bölgesinde bulundugu bilinmektedir. Son 58 yil içerisinde depremlerden, 58.202 vatandasimiz hayatini kaybetmis, 122.096 kisi yaralanmis ve yaklasik olarak 411.465 bina yikilmis veya agir hasar görmüstür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yil ortalama 1.003 vatandasimiz ölmekte ve 7.094 bina yikilmaktadir.

DEPREM NEDIR ? :Yerkabugu içindeki kirilmalar nedeniyle ani olarak ortaya çikan titresimlerin dalgalar halinde yayilarak geçtikleri ortamlari ve yeryüzeyini sarsma olayina "DEPREM" denir. Deprem, insanin hareketsiz kabul ettigi ve güvenle ayagini bastigi topragin da oynayacagini ve üzerinde bulunan tüm yapilarinda hasar görüp, can kaybina ugrayacak sekilde yikilabileceklerini gösteren bir doga olayidir. Depremin nasil olustugunu, deprem dalgalarinin yeryuvari içinde ne sekilde yayildiklarini, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayitlarin degerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diger konulari inceleyen bilim dalina "SISMOLOJI" denir.

DEPREMIN OLUS NEDENLERI VE TÜRLERI: Dünyanin iç yapisi konusunda, jeolojik ve jeofizik çalismalar sonucu elde edilen verilerin destekledigi bir yeryüzü modeli bulunmaktadir. Bu modele göre, yerkürenin dis kisminda yaklasik 70-100 km.kalinliginda olusmus bir tasküre (Litosfer) vardir. Kitalar ve okyanuslar bu taskürede yer alir.Litosfer ile çekirdek arasinda kalan ve kalinligi 2.900 km olan kusaga Manto adi verilir. Manto'nun altindaki çekirdegin Nikel-Demir karisimindan olustugu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe isinin arttigi bilinmektedir. Enine deprem dalgalarinin yerin çekirdeginde yayilamadigi olgusundan giderek çekirdegin sivi bir ortam olmasi gerektigi sonucuna varilmaktadir. Manto genelde kati olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sivi ortamlari bulundurmaktadir. Tasküre'nin altinda Astenosfer denilen yumusak Üst Manto bulunmaktadir.Burada olusan kuvvetler, özellikle konveksiyon akimlari nedeni ile, tas kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da olusan konveksiyon akimlari, radyoaktivite nedeni ile olusan yüksek isiya baglanmaktadir. Konveksiyon akimlari yukarilara yükseldikçe tasyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayif zonlarin kirilmasiyla levhalarin olusmasina neden olmaktadir. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayida küçük levhalar vardir. Bu levhalar üzerinde duran kitalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanlarin hissedemeyecegi bir hizla hareket etmektedirler. Konveksiyon akimlarinin yükseldigi yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklasmakta ve buradan çikan sicak magmada okyanus ortasi sirtlarini olusturmaktadir. Levhalarin birbirlerine degdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sikismalar olmakta, sürtünen levhalardan biri asagiya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarini olusturmaktadir. Konveksiyon akimlarinin neden oldugu bu ardisikli olay tatkürenin altinda devam edip gitmektedir. Iste yerkabugunu olusturan levhalarin birbirine sürtündükleri, birbirlerini sikistirdiklari, birbirlerinin üstüne çiktiklari ya da altina girdikleri bu levhalarin sinirlari dünyada depremlerin olduklari yerler olarak karsimiza çikmaktadir. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çogunlugu bu levhalarin birbirlerini zorladiklari levha sinirlarinda dar kusaklar üzerinde olusmaktadir. Yukarida, yerkabugunu olusturan "Levha"larin, Astenosferdeki konveksiyon akimlari nedeniyle hareket halinde olduklarini ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açildiklarini ve bu olaylarin meydana geldigi zonlarin da deprem bölgelerini olusturdugunu söylemistik. Birbirlerini iten ya da digerinin altina giren iki levha arasinda, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardir. Bir levhanin hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. Itilmekte olan bir levha ile bir diger levha arasinda sürtünme kuvveti asildigi zaman bir hareket olusur. Bu hareket çok kisa bir zaman biriminde gerçeklesir ve sok niteligindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayilabilen deprem (sarsinti) dalgalari ortaya çikar.Bu dalgalar geçtigi ortamlari sarsarak ve depremin olus yönünden uzaklastikça enerjisi azalarak yayilir. Bu sirada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adi verilen arazi kiriklari olusabilir. Bu kiriklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakalari ile gizlenmis olabilir. Bazen de eski bir depremden olusmus ve yerüzüne kadar çikmis, ancak zamanla örtülmüs bir fay yeniden oynayabilir. Depremlerinin olusumunun bu sekilde ve "Elastik Geri Sekme Kurami" adi altinda anlatimi 1911 yilinda Amerikali Reid tarafindan yapilmistir ve laboratuvarlarda da denenerek ispatlanmistir. Bu kurama göre, herhangibir noktada, zamana bagimli olarak, yavas yavas olusan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladigi enerji, kritik bir degere eristiginde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafindaki kayaç bloklarinin birbirine göreli hareketlerini olusturmaktadir. Bu olay ani yer degistirme hareketidir. Bu ani yer degistirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açiga çikmasi, bosalmasi, diger bir deyisle mekanik enerjiye dönüsmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarinin kirilma ve yirtilma hareketi ile olmaktadir. Aslinda kayalarin, önceden bir birim yerdegistirme birikimine ugramadan kirilmalari olanaksizdir. Bu birim yer degistirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabugunda, üst mantoda olusan konveksiyon akimlari olusturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayaniklilik gösterebilmekte ve sonrada kirilmaktadir. Iste bu kirilmalar sonucu depremler olusmaktadir. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmis olan gerilmelerin ve enerjinin bir kismi ya da tamami giderilmis olmaktadir. Çogunlukla bu deprem olayi esnasinda olusan faylarda, elastik geri sekmeler (atim), fayin her iki tarafinda ve ters yönde olusmaktadirlar. FAYLAR genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara "Dogrultu Atimli Fay"denir. Fayin olusturdugu iki ayri blokun birbirlerine göreli olarak saga veya sola hareketlerinden de bahsedilebilinir ki bunlar sag veya sol yönlü dogrultulu atimli faya bir örnektir. Düsey hareketlerle meydana gelen faylara da "Egim Atimli Fay"denir. Faylarin çogunda hem yatay, hem de düsey hareket bulunabilir.

DEPREM TÜRLERI: Depremler olus nedenlerine göre degisik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarida anlatilan biçimde olusmakla birlikte az miktarda da olsa baska dogal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadir. Yukarida anlatilan levhalarin hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONIK" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çogunlukla levhalar sinirlarinda olusurlar.Yeryüzünde olan depremlerin %90'i bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çogunlukla tektonik depremlerdir. Ikinci tip depremler "VOLKANIK" depremlerdir. Bunlar volkanlarin püskürmesi sonucu olusurlar.Yerin derinliklerinde ergimis maddenin yeryüzüne çikisi sirasindaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda olusan gazlarin yapmis olduklari patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldigi bilinmektedir. Bunlar da yanardaglarla ilgili olduklarindan yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve Italya'da olusan depremlerin bir kismi bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardag olmadigi için bu tip depremler olmamaktadir. Bir baska tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ" depremlerdir. Bunlar yer altindaki bosluklarin (magara), kömür ocaklarinda galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu olusan bosluklari tavan blokunun çökmesi ile olusurlar. Hissedilme alanlari yerel olup enerjileri azdir fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düsen meteorlarin da küçük sarsintilara neden oldugu bilinmektedir. Odagi deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kiyilara kadar olusan ve bazen kiyilarda büyük hasarlara neden olan dalgalar olusur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldügü Japonya'da Tsunami'den 1896 yilinda 30.000 kisi ölmüstür.

DEPREM PARAMETRELERI Herhangibir deprem olustugunda, bu depremim tariflenmesi ve anlasilabilmesi için "DEPREM PARAMETRELERI" olarak tanimlanan bazi kavramlardan söz edilmektedir. Asagida kisaca bu parametrelerin açiklamasi yapilacaktir.

*ODAK NOKTASI (HIPOSANTR) Odak noktasi yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çiktigi noktadir.Bu noktaya odak noktasi veya iç merkez de denir.Gerçekte , enerjinin ortaya çiktigi bir nokta olmayip bir alandir , fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir. *DIS MERKEZ (EPISANTR) Odak noktasina en yakin olan yer üzerindeki noktadir.Burasi ayni zamanda depremin en çok hasar yaptigi veya en kuvvetli larak hissedildigi noktadir.Aslinda bu , bir noktadan çok bir alandir.Depremin dis merkez alani depremin siddetine bagli olarak çesitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasinin boyutlari yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir.Bu nedenle "Episantr Bölgesi" ya da "Episantr Alani" olarak tanimlama yapilmasi Odak noktasi, dis merkez ve sismik deprem dalgalarinin yayilisi

*ODAK DERINLIGI Depremde enerjinin açiga çiktigi noktaninyeryüzünden en kisa uzakligi, depremin odak derinligi olarak adlandirilir. Depremler odak derinliklerine göre siniflandirilabilir.Bu siniflandirma tektonik depremler için geçerlidir.Yerin 0-60 km.derinliginde olan depremler sig deprem olarak nitelenir.Yerin 70-300 km.derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir.Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliginde olan depremlerdir.Türkiye'de olan depremler genellikle sig depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km.arasindadir.Orta ve derin depremler daha çok bir levhanin bir diger levhanin altina girdigi bölgelerde olur.Derin depremler çok genis alanlarda hissedilir , buna karsilik yaptiklari hasar azdir.Sig depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler. *ESSIDDET (IZOSEIT) EGRILERI Ayni siddetle sarsilan noktalari birbirine baglayan noktalara denir. Bunun tamamlanmasiyla essiddet haritasi ortaya çikar. Genelde kabul edilmis duruma göre, egrilerin olusturdugu yani iki egri arasinda kalan alan, depremlerden etkilenme yönüyle, siddet bakimindan sinirlandirilmis olur. Bu nedenle depremin siddeti essiddet egrileri üzerine degil, alan içerisine yazilir.



*SIDDET Herhangibir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildigi bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanimlanmaktadir. Diger bir deyisle depremin siddeti, onun yapilar, doga ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklügü, odak derinligi, uzakligi yapilarin depreme karsi gösterdigi dayaniklilik dahi degisik olabilmektedir. Siddet depremin kaynagindaki büyüklügü hakkinda dogru bilgi vermemekle beraber, deprem dolayisiyla olusan hasari yukarida belirtilen etkenlere bagli olarak yansitir. Depremin siddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yillarin vermis oldugu deneyimlere dayanilarak hazirlanmis olan "Siddet Cetvelleri"ne göre degerlendirilmektedir. Diger bir deyisle "Deprem Siddet Cetvelleri" depremin etkisinde kalan canli ve cansiz herseyin depreme gösterdigi tepkiyi degerlendirmektedir. Önceden hazirlanmis olan bu cetveller, her siddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapilar ve arazi üzerinde meydana getirecegi etkileri belirlemektedir. Bir deprem olustugunda, bu depremin herhangibir noktadaki siddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Siddet Cetveli'nde hangi siddet derecesi tanimina uygunsa, depremin siddeti, o siddet derecesi olarak degerlendirilir. Örnegin; depremin neden oldugu etkiler, siddet cetvelinde VIII siddet olarak tanimlanan bulgulari içeriyorsa, o deprem VIII siddetinde bir deprem olarak tariflenir. Deprem Siddet Cetvellerinde, siddetler romen rakamiyla gösterilmektedir. Bugün kullanilan batlica siddet cetvelleri degistirilmis "Mercalli Cetveli (MM)" ve "Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)" siddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII siddet derecesini kapsamaktadir. Bu cetvellere göre,siddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapilarda hasar meydana getirmezler ve insanlarin depremi hissetme sekillerine göre degerlendirilirler. VI-XII arasindaki siddetler ise, depremlerin yapilarda meydana getirdigi hasar ve arazide olusturdugu kirilma, yarilma, heyelan gibi bulgulara dayanilarak degerlendirilmektedir.*MAGNITÜD Deprem sirasinda açiga çikan enerjinin bir ölçüsü olarak tanimlanmaktadir. Enerjinin dogrudan dogruya ölçülmesi olanagi olmadigindan, Amerika Birlesik Devletleri'nden Prof.C.Richter tarafindan 1930 yillarinda bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan "Magnitüd" tanimlanmistir. Prof .Richter, episantrdan 100 km. uzaklikta ve sert zemine yerlestirilmis özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografi ile) kaydedilmis zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliginin 10 tabanina göre logaritmasini bir depremin "magnitüdü" olarak tanimlamistir. Bugüne dek olan depremler istatistik olarak incelendiginde kaydedilen en büyük magnitüd degerinin 8.9 oldugu görülmektedir(31 Ocak 1906 Colombiya-Ekvator ve 2Mart 1933 Sanriku-Japonya depremleri). Magnitüd, aletsel ve gözlemsel magnitüd degerleri olmak üzere iki gruba ayrilabilmektedir. Aletsel magnitüd, yukarida da belitildigi üzere, standart bir sismografla kaydedilen deprem hareketinin maksimum genlik ve periyod degeri ve alet kalibrasyon fonksiyonlarinin kullanilmasi ile yapilan hesaplamalar sonucunda elde edilmektedir. Aletsel magnitüd degeri, gerek hacim dalgalari ve gerekse yüzey dalgalarindan hesaplanilmaktadir. Genel olarak, hacim dalgalarindan hesaplanan magnitüdler (m), ile yüzey dalgalarindan hesaplanan magnitüdler de (M) ile gösterilmektedir. Her iki magnitüd degerini birbirine dönüstürecek bazi bagintilar mevcuttur. Gözlemsel magnitüd degeri ise, gözlemsel inceleme sonucu elde edilen episantr siddetinden hesaplanmaktadir. Ancak, bu tür hesaplamalarda, magnitüd-siddet bagintisinin incelenilen bölgeden bölgeye degistigi de gözönünde tutulmalidir. Gözlemevleri tarafindan bildirilen bu depremin magnitüdü depremin enerjisi hakkinda fikir vermez. Çünkü deprem sig veya derin odakli olabilir. Magnitüdü ayni olan iki depremden sig olani daha çok hasar yaparken, derin olani daha az hasar yapacagindan arada bir fark olacaktir. Yine de Richter ölçegi (magnitüd) depremlerin özelliklerini saptamada çok önemli bir unsur olmaktadir. Depremlerin siddet ve magnitüdleri arasinda birtakim ampirik bagintilar çikarilmistir. Bu bagintilardan siddet ve magnitüd degerleri arasindaki dönüsümleri asagidaki gibi verilebilir.
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
d3rY@
Moderatör
Moderatör
avatar
Cinsiyet: Kadın
---www.acemi.yiz.biz---
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 02/07/08
Mesaj Sayısı : 4509
Nereden : evden :D (ank)
Lakap : şeker :P
Kullanıcı profilini gör http://www.acemi.yiz.biz
MesajKonu: Geri: Deperm, Depremin Oluş Nedenleri, Türleri, Depremle ilgili Sıkça Sorulan Sorular Salı Tem. 14, 2009 1:33 pm

DEPRMLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR:

Dünyada kaydedilen en büyük deprem hangisidir?

1900 den bu yana kaydedilen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960'ta Şilide olmuştur (magnitude 9.5 Mw).



Yeryüzünde en az sallanan kıta hangisidir?

Depremi en az olan kıta Antartikadır.



Magnitüd ve Şiddet arasindaki fark nedir?

Magnitüd depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü; şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.(Magnitüd / Şiddet karşılaştırması)



Depremin Magnitüdü Nedir?

Depremin Magnitüdü, belli bir zaman diliminde kaydedilen sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması olarak tanımlanır. (Richter-ML, mb, MS, MW)



Depremin Şiddeti Nedir?

Depremin yer yüzeyindeki etkileri depremin şiddeti olarak tanimlanir. Şiddetin ölçüsü, insanlarin deprem sirasinda uykudan uyanmalari, mobilyalarin hareket etmesi, bacalarin yikilmasi ve toplam hasar gibi çeşitli kistaslar göz önüe alinarak yapilir. Şiddeti tanimlamak için birçok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygin olarak kullanilani Degiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçegidir (Modified Mercalli (MM) Intensity Scale). Bu ölçek, Romen rakamlari ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayip bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanir



Richter Ölçeği nerede satılır?

Satılmaz. Richter Ölçeği bir alet değildir; depremin magnitüdünü tanımlayan matematiksel bir formüldür.



Artçı Deprem (Aftershock) nedir?

Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir.



Artçı Depremler (Aftershocklar) ne kadar süre ile devam eder?

Belli bir süresi yoktur, 1 ay da olabilir 2 yıl da...



Depremin süresi ne kadardır?

İki - Üç dakika.



Depremler önceden belirlenebilir mi?

Var olan koşullarda depremin önceden belirlenmesi olanaksizdir.



Fay nedir?

Yerkabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre göreceli olarak yerdeğiştirmesidir. (Fay Türleri)



Kuzey Anadolu Fay Hattı nedir?

Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay zonunun uzunluğu yaklaşık 1200 km dir; genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir.



Deprem olan her yerde fay varmıdır?

Eğer yoksa bile yeni bir tane oluşmuştur.



P ve S dalgası nedir?

P dalgası: Kayıtçılara ilk ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı kabuğun yapısına göre 1.5 ile 8 km/sn arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusundadır (boyuna dalga). Yıkım etkisi düşüktür.

S dalgası: Kayıtçılara ikincil olarak ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı P dalgası hızının %60'ı ile %70'i arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik ya da çaprazdır (enine dalga). Yıkım etkisi yüksektir.
_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Deperm, Depremin Oluş Nedenleri, Türleri, Depremle ilgili Sıkça Sorulan Sorular

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Acemi Forum Eğitim & Öğretim :: Ödevler & Tezler & Projeler :: Tarih & Coğrafya -
Powered by phpBB © Acemi Forum
Copyright © 2007 By [-İDLE-] & adegerli33